Yıllar yılı sadece gebelik sırasında rahim kasılmasını ve doğum sonrasında da meme bezlerinden süt salınmasını sağladığı sanılan oksitosin hormonunun etkilerinin bu fizyolojik yanıtlarla sınırlı kalmadığı ortaya çıkıyor. Anne ile bebek arasındaki bağın oluşmasında önemli rolü olduğu anlaşılan oksitosin hormonunun çiftler arasındaki duygusal etkileşimi de sağladığı anlaşılıyor. Bu özelliği nedeniyle son yıllarsa ‘aşk hormonu’ olarak adlandırılan oksitosin hormonunun etkileri bu psikolojik etkilerle sınırlı değil. Cinsel birleşme sonunda boşalma (ejakülasyon) fizyolojisinde de son derece etkin görevi bulunan oksitosin hormonunun kandaki seviyesi erkek ve kadın orgazmı sırasında en üst seviyeye çıkıyor.

 

Boşalma fizyolojisinde bu denli önemli rolü bulunan oksitosin hormonunun etkisinin, cinsel ilişki sırasında baskılanmasının erken boşalma (prematür ejakülasyon) problemi yaşayan erkekler için bir tedavi olabileceği yıllardır öne sürülmekte. Bu maksatla büyük ilaç firmaları tarafından kapsamlı araştırmalar yürütülüyor. Bu araştırmaların sonuçlarına ilişkin yayınımız, saygın üroloji dergilerinden biri olan Nature Reviews Urology adlı dergide yayınlandı.

 

Makalenin tamamına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.nature.com/articles/s41585-019-0238-7

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment