İnfertilite (kısırlık) bir çok çiftin hayatını olumsuz yönde etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur. Son yıllarda yapılan araştırmalar, her beş çiftten bir tanesinin infertilite sorunu ile karşı karşıya olduklarını göstermektedir. Bebek sahibi olmak isteyen bu çiftlerin sosyal hayatlarında karşılaştıkları bir çok sorun, onların ruh sağlıklarını ve yaşam kalitelerini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu sorunların yanı sıra infertil çiftlerin cinsel hayatlarıyla da ilgili bir çok zorluklar yaşamaları yaygın görülen bir durumdur.

Gebe kalmaya çalışmanın stresi, cinsel aktivitelerin takvime bağlanması, gebelik gerçekleşmediğinde ortaya çıkan hayal kırıklıkları, hormon tedavilerinin yan etkileri, endişe ve depresyon hali evlilikte bir takım sorunlara yol açabilir. Bu zamanlarda çift olarak güçlü olmak ve keyifli cinsel birlikteliği sürdürmek oldukça önemlidir.

Tüp bebek tedavisi sırasında uygulanan hormon ilaçları bu durumu daha da olumsuz yönde etkileyebilir. Özellikle kadın partnerlerin kullandığı yüksek dozdaki hormonlar, kadının zaten son derece kırılgan olan ruh halini daha da olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle tüp bebek tedavileri sırasında çiftlerin, bu tür duygu durum değişikliklerinden haberdar olmaları ve olası sorunlarla nasıl başa çıkabilecekleri konusunda bilgilendirilmeleri gerekir.

İnfertilite tedavileri sırasında çiftlerin karşılaştığı bazı zorluklar arasında şunlar bulunmaktadır:

  1. İsteksiz cinsel ilişkide bulunmak: Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler, sperm ile yumurtanın birleşme ihtimalini arttırmak için, özellikle yumurtlama dönemlerinde cinsel birliktelik kurmaya çalışırlar. Bu nedenle “doğru zaman” geldiğinde, cinsel istek olmasa bile kadının yumurtlama dönemi boşa gitmesin diye cinsel birliktelik kurulmaya çalışılır. Bu da cinselliği zevk veren bir eylem olmaktan çıkarır ve adeta bir görevmişçesine yapılan bir eyleme dönüştürür. Bu durum çiftlerin birbirlerine duydukları cinsel çekimi azaltabilir.
  2. Gebe kalma baskısı: Eşlerden birinin gebelik konusunda öbüründen daha ısrarcı olması, cinsellik üzerinde olumsuz etki yaratır. Bu tür hallerde eşler arasında iletişim kopukluğu ortaya çıkar ve taraflar birbirlerine karşı agresif tavırlar sergileyebilir. Bu davranışlar da ilişkiyi derinden sarsarak eşlerin birbirlerinden duygusal olarak ayrışmalarına sebep olur.
  3. Özel hayatın ihlal edilmesi: Tüp bebek tedavileri sırasında, son derece mahrem olan cinsel yaşam detaylarının doktorlar ile paylaşılması da cinselliği etkileyebilir. Önceden sadece iki kişiye ait olan cinsel hayat bilgilerinin tedavi sırasında sağlık çalışanlarına anlatılması, cinselliğe sekte vurabilir.
  4. Bireylerin kendilerini yetersiz hissetmeleri: Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftler cinsel olarak kendilerini yetersiz hissedebilirler. Özellikle infertilite sorunu yaşayan çiftin çevresindeki arkadaşları veya akrabaları kolaylıkla bebek sahibi oluyorsa ve çifte bu konuda sürekli soru soruyorsa, bu yetersizlik hissi daha da belirgin hale gelebilir. Bu durum çiftlerin kendilerini toplumdan soyutlamasına ve cinselliği tamamen rafa kaldırmasına neden olabilir.

Peki çocuk sahibi olamayan çiftler, tüp bebek tedavileri sırasında cinsel hayatlarını korumak için neler yapabilir?

  1. Duygusal birlikteliği korumak ve desteklemek: Çocuk sahibi olamamak her ne kadar can sıkıcı olsa da bu sorunla karşı karşıya kalan çiftler beraber bir hayat paylaştıklarını unutmamalıdır. Eşler zor zamanlarda hissettikleri hayal kırıklıklarını, endişelerini ve üzüntülerini dile getirmekten çekinmemelidir. Birbirlerine sevgi ile bağlı olan çiftler bu zor dönemlerde birbirlerini desteklemeli ve beraber yapabilecekleri aktiviteleri belirleyerek birbirlerine vakit ayırmalılar.
  2. Tüp bebek tedavilerine ilişkin detayları herkesle paylaşmamak: İnfertilite sorunu yaşayan çiftlerin akrabaları ve yakın arkadaşları, tamamen iyi niyetle de olsa bu zorlu süreç hakkında yerli-yersiz yorumlar yapabilir ve zaten psikolojik açıdan yıpranmış olan çiftin ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle çiftler, çevrelerindeki insanlar ile ne kadar bilgi paylaşmaları gerektiğine karar vermelidir.
  3. Cinsel yaşamı renklendirmek: Çiftler zorunluluktan değil, gerçekten istedikleri için cinsel ilişki yaşamaya devam etmelidir. Her ne kadar çiftin önceliği bebek sahibi olmaksa da, cinsellikte başka hazların olduğu da unutulmamalıdır. Cinsel hayatı daha renkli hale getirecek oyunlar ve fanteziler bu dönemde ilişkiye heyecan katabilir ve her iki tarafında cinsel hayattan yeniden zevk almaya başlamasını mümkün kılabilir.
  4. Terapi almak veya destek gruplarına katılmak: i̇nfertilite sorunu yaşayan bir çok çift, dünyada bu sorunu bir tek kendilerinin yaşadığı gibi bir hisse kapılır ve çaresizlik duygusu yaşar. Oysaki her beş çiftten bir tanesi çocuk sahibi olamamaktadır ve infertilite sorunu oldukça yaygın bir problemdir. Bu problemin neden olduğu ruhsal sıkıntıları bir terapist ile paylaşmak, zor zamanlarda ilişkiyi güçlü tutmada yardımcı olabilir. Bebek sahibi olmaya çalışan çiftin benzer tedavileri uygulayan diğer çiftlerle konuşması, yalnız olmadığı hissini güçlendirebilir.

 

Kaynak:

 

Smith NK, Madeira J, Millard HR. Sexual function and fertility quality of life in women using in vitro fertilization. J Sex Med. 2015;12(4):985-993. doi:10.1111/jsm.12824

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment